YILMAZ ERSÖZ PORTRESİ / 1

Portre yazmak, kolay değildir. Kolay olan ne vardır ki dünyada zaten? Ama ben, zorun zoru bir yazı türünü seçtim bilerek/isteyerek. Yazının zorluğu, yazacağım kişiyle bağlantımın/ilişkimin az olmasından kaynaklanıyor.

Az bağlantı, az ilişki... Kimi zaman öyle çok ilişki içinde olduğunuz insanlar vardır da, gerçek anlamda tanımıyorsunuzdur. Ama mesleğiniz öğretmenlikse eğer, yanılma hakkınız daha da sınırlı. Çünkü siz, insan'ı okudunuz.

Bir sıcak insan, bir sıcak dosttur Yılmaz Ersöz. Hani derya şarkımız: "Sözleri, gözlerinden bellidir." diye... Tam da öyledir işte. Zekice ve sıcacık bakışları sarar sarmalar sizi, daha ilk kez göz göze gelir gelmez. Güven veren bu bakışların ardında da, pırıl pırıl bir zekâyı/görgü ve birikimi sezinlemek, çok zamanınızı almaz. Beğeni düzeyi yüksek, eleştirel bakış yeteneği olan bir aydınla karşı karşıya olduğunuzu kavrayıverirsiniz, eğer sizde de algılama güçlüyse.

Dost... İnsan... Sıcak insan, sıcak dost... Kaç kişiyi bu sözcüklerle tanımlayabilirsiniz? Zannımca çok azdır. Soğuk, dahası buz gibi insanlar vardır. İter öyleleri sizi. Görüşmez, buluşmazsınız, olur biter. Oysa, öyle yaşam dolu dostlar da vardır ki, onların değil yanlarında olmak, adları dahi erinç verir içinize. Aman Tanrım... Bir de kimi adların, tüylerinizi diken diken ettiğini düşününüz bir yol. Tanrı uzak etsin...

Dinsel Kitap'taki hani şu "sınavdasınız" benzetmesi oldukça ilgimi çeker. Evet. Bu dünya, bal gibi bir sınav dünyasıdır. Hem de hazırlıklı ya da hazırlıksız girdiğimiz, girmek zorunda olduğumuz sınavlarla geçer ömrümüz. Bir de mesleğiniz öğretmenlikse ve de insan ilgi alanınızın tam merkezindeyse, hele hele "ölçme/değerlendirme" okumuş da, bunu hakkıyla yapabilme yeteneğine/becerisine ve zekâsına sahipseniz, Tanrının her günü, ilişki içinde olduğunuz insanları sınava çekiyorsunuz demektir ister istemez. Üstüne üstlük serde de yazarlık/ozanlık varsa, insanı okuyup, insanı yazacaksınız elbette. Kendinizi de sınavdan sınava sokarak. Boşuna mı demişler:"Konuş, kim olduğunu söyleyeyim" diye. Ben bu güzelim söze bir benzek(nazire) yapmak istiyorum: Yaz, kim olduğunu söyleyeyim. Eylemlerimiz, bizim aynamızdır. Kendimizi orada, en yalın biçimde görebiliriz. Sözlerimiz/söyleşilerimiz bizi çok net yansıtır.

Ölçme ve değerlendirme... Salt bu dersi okumak yetmez, ölçme ve değerlendirme ölçütünü elde tutmak için. Bu dersi, "sözde" okuyan niceleri vardır ki, daha kendini bile tanımaz/tanıyamaz. Öyle birisinin sizi ölçmesi değerlendirmesi ne anlam taşır ki? O halde söz konusu ölçüt kimsenin tekelinde olmayıp, bilgi, görgü, birikim ve algılama boyutunda, herkesin elindedir. Yani siz:,ölçerken de ölçülmekte olduğunuzu unutmamalısınız. Öyle ki, sizin elinizdeki ölçü ile ölçülebilirsiniz çoğu kere.

Ah,güzelim ah... Söz nerelerden nerelere geldi. Bu söz var ya bu söz, tıpkı su gibi sızıyor... Keyfince akıp duruyor. Kontrol altında tutmak koşuluyla, boş verin aksın şöyle gönlünce. Değil midir ki "su yaşamdır."

Sevgili Yılmaz Ersöz... Portremiz başladı ya bitmedi henüz. İkincisinde buluşmayı dileyerek sevgilerimi yolluyorum sana.


   .

   .

   .

YILMAZ ERSÖZ PORTRESİ / 3

Dünyanın matematik dengesi, uslara durgunluk verir.

Şiir ve matematik. Bu ikili biri birilerine sıkı sıkıya bağlıdır. Dünya düzeni, bir denge üzre sürer gider.

Şiirde matematik vardır, matematikte de şiir. Dolayısıyla her ikisinde de her ikisinde de denge söz konusudur.

Denge yoksa şiir de yok olur, matematik de. O halde, her işin başı sağlık dercesine, her işin başı denge demeliyiz.

Yılmaz Ersöz’ün olduğu ortamda kendinizi güven içerisinde duyumsayabilirsiniz. Çünkü Yılmaz Ersöz dengelidir ve dengeden yanadır.

İnsan vardır, davranışlarını kontrol edemez. Doğallıkla böylesi kişiler sözlerini, sohbetlerini de bilmezler elbette.

(Yine yazı aldı başını gidiyor. Nereye gidiyorsun kardeşim? Sen hele sözü/ışıldağı Yılmaz Ersöz üzerine tut bakalım şöyle. Öyle ya bu yazı bir Yılmaz Ersöz portresi olacaktı.

Yanlış anlama beni diyorsun. Ve yine diyorsun ki , benim de ereğim aynı..

Peki, öyleyse...)

Evet... Yılmaz’ın arkadaşlarıyla olan ilişkileri son derece uygar ve düzeylidir. Sözleri/şakaları/göndermeleri kimseyi rahatsız etmez. Çünkü o, sözcüğün tam anlamıyla sosyaldir. Gerçek bir insandır...

Yaşamda, en çok korktuğum insan tipi dengesizlerdir... Son günlerde bir dengesiz neler getirdi ülkenin başına. Hukuk eğitimi almış diyorlar. Yok canım!.. Dengesizi hangi eğitimden geçirirseniz geçirin, bir yere varamazsınız. Özgür düşünmeyi öğretemediğiniz kişiye de hiçbir şey veremezsiniz.

Sen sevgili dostum... Dengeli, ilkeli ve özgür düşünceli adaşım... Aldığın eğitim helal olmuş sana. Sen ki çevrendeki insanlara kendini kolayca kabul ettirebiliyor ve saygı uyandırabiliyorsun. Sen ki, çağcıl ve çağdaş bir insansın, özgür düşünmeyi becerebilen, insana güven veren bir cumhuriyetçi ve Atatürkçü bir aydınsın. Ne mutlu sana!..

Üç ayrı anlatım ve betimlemeyle, dile getirmeye çalıştım seni, sevgili dost. Bilemem, ne oranda başarılı olabildim. Karar sana aittir artık...

   .

   .

   .
 

YILMAZ ERSÖZ PORTRESİ / 7

Bana göre ilk görüşte güvenilir ve dost bir insansın ama sınırlarını kendin belirliyorsun.

Ve hissettirmeden insanları yönetebiliyorsun. Çok pozitifsin. Seninle konuşan hayatta hiçbir şey için canını sıkmaya değmez düşüncesine kapılıyor. :)

Olaylara getirdiğin yorumlar diğer insanlara çok farklı. Pek çok kişinin bakamadığı açıdan bakıyorsun. Eleştiri bile yapsan insanları kırmadan yapmayı başarıyorsun.

Ve özel bir yorum ;) umarım sakıncası yoktur. Gerçekten etkileyici bir erkeksin. Seni tanımış olmak gerçekten çok güzel:) Tanımak yanlış olabilir aslında. Tanımak çok zor elbette.