REASUROR

 

Virüsler Altında Bir Gezinti

Bu yazının konusunu orta ve büyük bilgisayar sistemleri ile kişisel bilgisayarların etkileşim ve iletişimine ayırdık. Ancak başlığından da anlaşılacağı gibi virüs yazılımlarının açtığı yaralar veya doğurabileceği sonuçlar açısından her iki grup sistemin bir değerlendirmesi de yazının ana konularından.

Ulusal ya da uluslararası networklere bağlanmada bu sistemlerin performansına bakacağız. Grafikler, sunu yazılımları ve demo programlarına da sistemlerin irdelenmesinde ayrıca değineceğiz. Sonuçta beklediğimiz, büyük sistem mi yoksa küçük sistem mi gibi bir karara varmak değil, hangi durumlarda hangi sistemin daha verimli olduğuna dair ipuçları yakalamaktır.

Millî Reasürans'da yaklaşık beş yıl süren PC'lerle geçen ısınma turlarından sonra nihayet beklenen günler geldi ve büyük bir bilgisayar sistemine sahip olduk. Şirketimiz tarihinde yeni bir sayfa açıldı. Artık biz de, 15 dakikada yazılabilecek programları 3 saatte yazıyor, 2 milyon TL.lık harcama yerine 20 milyon TL. ödüyoruz. Bilgi işlem çalışanları giderek diğer servis işlerine vakit ayıramıyorlar. Bir kişinin her konuyu bilme dönemi, yerini uzmanlaşmaya bıraktı. Eski tip PC'lerimizle gül gibi geçinip giderken, çağdaş bilgisayar sistemimiz sayesinde sorun çözme ve araştırma profesörü olduk. Şaka bir yana, doğal olarak PC'lerle ve PC altyapısıyla yapılabilecek işlemler, oldukça sınırlı. Buna karşılık büyük sistem, çok büyük olanakları beraberinde getiriyor ancak pahalı ve ağır. DOS kullanıcıları için büyük bilgisayarların ilk bakışta görülen en cazip yanı hiç kuşkusuz, işletim sistemlerinde virüs olmayışı. Günümüzde ortaya çıkan yeni tip ve gerçekten çok büyük zararlar verebilen virüsler dikkate alınırsa, bu önemli bir avantaj. Yerel ya da daha geniş kapsamlı networklere bağlanıldığı zaman, bilgi transferi esnasında, virüslerin de kendilerini transfer etmelerini önlemek oldukça zorlaşmıştır. Her ne kadar connection sağlandığı zaman otomatik virüs tarayıcıları devreye girse de kaçaklar olabilmektedir.

PC tabanlı yeni tip bilgisayarlarda yakın geçmişte gözlenen hızlı gelişme, saklama kapasitelerindeki büyüme ve hızlarındaki büyük artış gibi olumlu yanlar, bu bilgisayarların temel işletim sistemi olan DOS'taki sözünü ettiğimiz dezavantaj yüzünden, geleceğe yönelik yatırım planlaması yapanları ister istemez, farklı işletim sistemlerine ve dolayısıyla orta ve büyük sistemlere yönlendirecektir. DOS'un en son versiyonu olan 6.0'ın çıkacağı duyurulduktan hemen sonra, bu versiyon üzerinde virüs yazıldığı haberi kullanıcılar için hoş olmadı tabii ki (1).

Kişisel bir bilgisayar kullanılarak herhangi bir networke ulaşılmaya çalışıldığında, az da olsa yapılacak işin niteliğine bağlı olarak, mikroişlemcinin güçlü olması adeta ön koşuldur. Intel tabanlı bilgisayarlarda artık 80486 mikroişlemciler aranmaktadır. Daha eski modellere ilâve kartlar takarak sorunu çözmeye çalışmak yapay kalmakta, yeni sorunları da beraberinde getirmektedir. Her iki durumda da maliyet trendi yükselmekte, makineler basit bir bilgisayar olmaktan çıkmaktadır.

Orta ve büyük sistem bilgisayarlarda ilk yatırım maliyetleri yüksek olup, yeni görevler yüklendiğinde ekstra donanım ve harcama miktarları çok düşük olabilmektedir. Bu yeni görevler, kullanıcı sayısındaki artışlar, uzak bağlantılar ya da eklenen büyük database'ler gibi anlaşılmalıdır. Bu durumda sistem baştan biraz da büyük tasarlanmışsa, ek yatırıma gidilmeden, ufak bir re-konfigurasyon'la, performansda bir azalma olmadan hizmet vermeyi sürdürebilir.

Uygulama geliştirmede kullanılan dillere bakarsak; 3rd GL ya da 4th GL diye adlandırdığımız 3. ve 4. kuşak dillerin tamamına yakını, hem PC'lerde hem de orta ve büyük bilgisayar sistemlerinde çalışabilmekte. Bu dillerin tabii ki avantaj ve dezavantajları yok değil. 3. kuşak dillerle büyük sistemlerde uygulamanın tümünü geliştirmeye çalışmak, boşuna zaman kaybına ve sistemde performans düşüklüğüne yol açtığından tercih edilmemekte. Buna karşın 4. kuşak diller, sabit diskte ve base memory'de çok fazla yer kapladığı için de kişisel bilgisayarlarda verimli olamamakta.

İdeal olan belki de, PC'lerde windows türü ortamlardan yararlanarak veya kullanıcıya büyük esneklik sağlayan parametrik paket programlar kullandırarak çözüme ulaşmak.

Main frame olması durumunda ise, 4th GL kullanımına ağırlık vermek, ancak gerekli durumlarda external language olarak 3rd GL'den yararlanarak sub-routine'ler oluşturmak anlamlı olabilir. Uygulamaları; giriş, hesap işlemleri ve raporlamalar olarak bölersek, kullanılan dilin özellik ve sınırlamalarına göre belirli aşamalarda, o aşama için en iyi sonucu veren dili kullanmak gerekebilir. Örneğin, LANSA gibi POWER HOUSE ya da RALLY gibi dördüncü kuşak diller, uygulama esnasında exlernal language kullanımına izin vermekteler. Bunlardan örneğin RALLY, raporlamalarda yetersiz kalabilmekte, bu kısım için LOTUS kullanımı çok daha kestirme olmaktadır. Basic, Cobol, Pascal gibi üçüncü kuşak diller farklı tip bilgisayarlarda ve recompile ederek, her ne kadar çalışabiliyor iseler de, aynı program farklı compiler'lar kullanıldığında değişik hatalar verebilmektedir. Bunlar hep, system analistlerin ve uygulama geliştirenlerin baştan kabul ettikleri sınırlamalardır.

Grafik ve sunu sistemleri ya da moda deyimiyle multimedya uygulamalarında ise, kişisel bilgisayarlar lehinde bir durum bugün için sözkonusudur. Bir 386 bilgisayar, bir video kamera, Compact Disk ve renkli bir Scanner'a, müzik sistemi bağlantısını da ekleyerek, piyasada adeta hergün bir yenisi çıkan uygun bir yazılımla yapılacak bir sunumu, hiçbir orta ve büyük sistem bilgisayarla gerçekleştirmek olası değildir.

Ancak şu yapılabilir: Path-works kullanımı yoluyla yukarıda sözünü ettiğimiz büyüklükler arasında belli kapılar, geçiş noktaları yaratmak mümkün. Multi-medya'da kullanılan tablo ve grafiklere temel olan rakam ve hesaplamaları, büyük sistemde oluşturduktan sonra, Pathworks kanalıyla DOS ortamına geçirip, bu bilgileri burada işlemek, son derece çarpıcı bir sunum yaratmak için ideal olabilir. Bu ve benzeri durumlarda kullanılabilecek farklı çözümleri üretmek, kişilerin yaratıcı güçlerini kullanarak mümkündür.

Sonuç olarak bazı çevrelerde sıklıkla kullanılmaya başlanan Down-sizing, yani teknolojik gelişmenin giderek kullanıcıları küçük bilgisayar sistemlerine doğru götüreceği, büyüklerin modasının ise yavaş yavaş geçtiği yolundaki tahminlere, tersine de karşı çıkarak katılmadığımızı belirtmeliyiz. Doğrusu, her iki tip sistemi etkileşimli olarak kullanıp, birbirlerinin zayıf yönlerini diğerine telâfi ettirmekten geçiyor kanısındayız.



 

Yılmaz ERSOZ


 


 


 

(I) Tremor adlı virüs. DOS'un yeni sürümünün antivirüs programını etkisizleştiriyor.

 

Reasuror, S:9, s 16-17,