Dünyada Yeni Trend: http://www.out  http://tww.in (*)
 

 

 

Yılmaz ERSÖZ
 

 

2000 sonrası dünyada gözlediğimiz, baş döndürücü hızdaki yapısal değişimlerin, ülkelerin toplumsal ve kültürel birikimlerini tersyüz ederek, kaos ortamına sürüklenmelerini önleyebilmek adına, ortaya yeni çözüm önerileri atılmakta. Atatürk döneminden bu yana yüzü batıya dönük, Avrupa ailesi içinde yer almayı kendisine erek seçmiş genç Türkiye Cumhuriyetimizin, bu kültürün ortak değerlerinden uzaklaşarak yüzünü doğuya çevirme olasılığı, teknolojik açıdan planlanan yeni fiziki haritalarda gelişmiş batı ülkeleri grubu dışında kalmasına yol açacak. İzleyecek olası gelişme ise, bu ülkelerle erişimde yetki sorunlan ile karşı karşıya kalmak gibi görünüyor. Tartışılan yeni çözüm önerilerinden, ürkütücü olanına göre çokça kabul görmesine karşın, interneti yerel ağlara bölmek kaçınılmaz olacak. Dünyadaki konuyla ilgili akademik çevrelerde bile tartışmaya açılan bu öneriye göre, bugünkü Internet yapısı, " Dünya Çapında Ağ - (VVorld Wide VVeb - www) süresini doldurdu. Yerine örneğin, Rusya Çapında Ağ - (Russia Wide Web - rww), Çin Çapında Ağ (China Wide Web -cww), İran Çapında Ağ - (Iran Wide Web - iww) türünden, çok sayıda küçük ve denetlemesi kolay "ağ "lar kurulmalıdır.

Bir yanda, İnternette yoğun olarak filtreleme yapan ülkeler var. Tek tek devletlerden bağımsız, uluslararası yapıya dönüşen dünyada, yerel iktidarlar, ellerinden kayıp giden güçlerini koruyabilmek için, interneti dizginlemeyi çıkış yolu olarak görüyorlar kendilerine. Asya'da, Afganistan, Çin, Hindistan, Malezya, Myanmar (Burma), Nepal, Pakistan, Singapur, Güney Kore, Tayland ve Vietnam. Amerika kıtasında Küba. Ortadoğu ve Kuzey Afrika'dan, İran, Umman, Suudi Arabistan, Sudan, Suriye, Tunus, Birleşik Arap Emirlikleri, Yemen, Bahreyn, Ürdün, Libya ve Fas. Adı geçen ülkeler, politik, pornografik, etnografik ve dini açılardan internet üzerinde çeşitli biçimlerde filtreleme ve sansür uyguluyorlar. (Öpen Net Initative)(1).

"Sınır Tanımayan Gazeteciler örgütü" web sitesinde vurgu yapıldığı gibi. 2000'li yılların başında, iki devlet ile başlayan internet sansürü bugün on katına ulaşmış.(2)

Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Örgütü'nün (Organization for Security and Cooperation in Europe- OSCE) 23.04.2007 yılında yayınladığı, 2006 yıllık raporuna göre (3), 20 ülkede uygulanan internet üzerindeki baskı ve sansür mekanizması, ifade özgürlüğünü ciddi şekilde tehdit ediyor. İncelemesi süren 2007 araştırmasında ise, aralarında ülkemizin de bulunduğu 60'ın üzerinde ülke bulunuyor. Kazakistan, Gürcistan, Çin, İran, Sudan ve Belarus'un başını çektiği ülkelerde ifade özgürlüğünün önünü kesmek adına son derece rahatsız edici uygulamalara gidildiğine dikkat çekiliyor. Uygulanan internet sansürü politikalannın da örneklendirildiği raporda, Malezya polisinin, internet üzerinden yazılar yazan bir yazarı, iktidardaki partinin aleyhindeki görüşleri sebebiyle sorguladığı, Kazakistan yönetiminin düşük hızlı internet bağlantısını devlet tekeliyle yüksek ücretle satarak, halkı internet erişiminden uzak tuttuğu bilgilerine yer veriliyor.

Geçtiğimiz yıl gerçekleştirilen, Harward Hukuk Fakültesi ile Toronto, Cambridge ve Oxford Üniversitelerinin ortaklaşa yürüttüğü OpenNet Initiative'in (Açık Ağ üstünlüğü) araştırma sonuçları açıklandı (4). Araştırmadan, 20'nin üzerinde ülke tarafından uygulanan internet sansürünün oldukça hızlı bir şekilde yayıldığı ve daha geniş içeriği kapsayacak şekilde arttığı vurgulandı. Söz konusu araştırmanın sonuçlarını yayınlayan Financial Times gazetesi uyarının, YouTube'a Türkiye'den konulan engellemenin yaklaşık bir hafta sonrasında geldiğine dikkat çekti. Haberde, Türkiye'nin YouTube yasağı 'dünya genelinde kabul edilen bir siteye yönelik en gözle görülür saldırı' olarak değerlendirildi (5)

40 ülkedeki sansür uygulamalarının incelenerek yapıldığı belirtilen araştırmada, "ters yönde" bir eğilim olduğu ve yasakların yaygınlaştığı ifade edildi. Araştırmanın başında bulunan, Toronto Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Ronald Deibert, 10 ülkenin internet konusunda 'yaygın engelleyici' olduğunu söyledi. Deibert, bu ülkelerin başında Çin, İran, Suudi Arabistan, Tunus, Burma ve Özbekistan'ın bulunduğunu kaydetti. Bu ülkelerde yeni sansür tekniklerinin de geliştiği vurgulanan araştırmada, bu yasaklara örnek olarak Çin'in Wikipedia'ya, Pakistan'ın Google blog servislerine uyguladığı sansür gösterildi. Araştırmada, bazı anahtar sözcüklere karşı da sansür uygulandığı ifade edildi.

Konuyla ilgili gazetede yayınlanan 'sansür haritası'nda, Türkiye'nin üzerine gelindiğinde ise şu yazıyla karşılaşıldı:
'Türkiye - İnternet kullanıcısı: 16 milyon. İnternet yaygınlığı: yüzde 21.

Bu ayın başında YouTube'a erişim, ülkenin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'e hakaret eden bir videonun ortaya çıkması nedeniyle birkaç gün durduruldu.

Karşı Kampanyalar
Karşı uluslararası kampanyalar da yok değil. Uluslararası Af örgütü, İnternette sansür uygulayan hükümetlere karşı bir kampanya başlattı. Örgütten yapılan açıklamada, İnternet'te siyasi görüşlerini yayınlayan tutukluların serbest bırakılmaları için çağrıda bulunuldu.(7)

Ülkemizde Durum
Ülkemizde, "İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi Ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun', 04.05.2007 tarih ve 5651 no ile TBMM de kabul edilerek uygulamaya konuldu. Bu yasa ile, tıpkı Basın Yasasında eser sahibi, yayımcı, tüzel kişi temsilci tanımlanarak sorumlulukları belirtildiği gibi; erişim sağlayıcı, içerik sağlayıcı, yer sağlayıcı, toplu kullanım sağlayıcı ve sorumlulukları belirtilmiştir. Bunun yanında, internet sitelerinin erişime engellenmesi ve Internet yayınları ile ilgili düzeltme hakkı konuları da, bu yasayla ele alınmıştır.

Dünyadaki örneklerinden ayrımlı olarak söz konusu yasa, siteye erişimi mahkeme kararıyla önce engelliyor, içerikteki "zararlı unsurların" kaldırılmasından sonra da, erişim engelini kaldırıyor. Dünyada uygulanan sistem ise, sitenin uyarılması ve 'zararlı içerik' kalkmadığı durumda erişim engellenmesi yönünde.

Yasa metninde, sorumluluklar tanımlanırken, özellikle, yaygın kullanılan paylaşım, blog ve forum sitelerinde, içerik sağlayıcıyı eklenen her içeriği denetlemekle sorumlu tutmak, sitelerin güncelliğini engellediğinden, internetin de doğasına aykırıdır. Ayrıca, bu yasa bu ülkeden hiçbir zaman bir youtube, blogger, facebook çıkmaması anlamını taşır. Bu durum ise, dünyada oluşan yeni ekonomide, internet ile değişen yeni medyanın önündeki en büyük engeldir. Amerika ve Avrupa ülkeleri bu işleri denetim ile yaparken, biz yasaklayarak yapıyoruz. Bu nedenle bu yasa, ülkemizde büyük paraların ve değerlerin döndüğü internet ortamı için sınırlayıcı bir yasadır (8).

Bilişim sektöründe uğraş veren "Sivil Toplum Kuruluşları (STK)"da bu konuda yayımladıkları "İnternet sansür değil hız ister" ortak bildirisinin sonuç bölümünde "çocuk pornografisi"nin eksik yönleri olsa da, halen yürürlükte olan TCK'da düzenlenmiş olduğunu ve mevcut haliyle bile suçla ilgili soruşturma ve kovuşturmaların adli makamlarınca sürdürülmesinde ciddi sıkıntılar yaşanmadığı da göz Önüne alınarak, ülkemiz açısından son derece önemli olan Bilişim Suçları konusunun sağlıklı bir düzenleme ve bilişim oyuncularının görüş birliği sağlanmış şekilde yeniden çıkartılması için Cumhurbaşkanlığı, Bakanlar Kurulu, ilgili Bakanlıklar ve TBMM'nın gerekli duyarlılığı ve önemi göstereceğine inancımız olduğunu bildirir, aksi durumda kaybedenin Türkiye olacağını anımsatırız." (9) demişlerdir.

Dünyanın Gözü Üzerimizde
• Internet denetimi konusunda otoriteye verilen neredeyse sınırsız yetki
• Bir tek adres yerine, o alan adına tüm erişimin engellenmesi
• Uluslararası içerik sağlayıcıların Türk otoritelerine kayıt yaptırmak zorunda olmaları gibi gelişmiş batı ülkelerinde görülmeyen uygulamalar, Internet hukuku konusunda uluslar arası standartların geliştirildiği, Harward Hukuk Fakültesi hocalarının da dikkatini çekmiş.

Harward Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Berkman Internet ve Toplum Merkezi Yöneticisi Prof. John PalfreyFakülteden John Palfrey, "Access Denied" adlı kitabın tanıtımı için geldiği Türkiye ziyareti sonrası izlenimlerini kaleme almıştı. Yukarıdaki görüşlere benzer yorumlarda bulunuyor ve bir grafik koyuyor önümüze. Palfrey'e göre bu grafik, Dünya Internet Sansürü Haritası'nda, Türkiye'nin konumunu grafik bir biçimde ortaya koyuyor. Palfrey'in kitabı, kapsamına aldığı ülkelerdeki yüzlerce internet sitesini ve sansür politikalarını mercek altına alıyor. Prof. Palfrey, sansür uygulayan ülke sayısının 25 i geçtiğini ifade ediyor. Asya, Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerini kapsayan araştırmaya yer verilen kitapta gözler önüne serilen sansürcü devletlerin listesi şöyle: Azerbaycan, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, Burma/Myanmar, Çin, Etiyopya, Fas, Güney Kore, Hindistan, İran, Libya, Özbekistan, Pakistan, Singapur, Sudan, Suriye, Suudi Arabistan, Tacikistan, Tayland, Tunus, Türkmenistan, Umman, Ürdün, Vietnam ve Yemen.

Ülkemiz, gideceği yönü saptayıp bunu dünyaya açıklamalı, yeni teknolojiler de dahil, büyük uluslararası internet alanlarını yasaklamak yerine, bazı insanlann zararlı uygulama ve söylemlerde bulunmaları riskini göze alarak, inovasyon destekli yaratıcılığa yönelik internet girişimciliğini desteklemelidir. İnovasyon! Sihirli sözcük bu aslında. Gelişmekte olan ülkemizin, batılı gelişmiş ülkeleri yakalayabilmesi için gerekli, olmazsa olmazı. Bu konuda gerekli yatırımları yapmaya, var gücümüzle odaklanmalıyız. Dış dünyadaki her türlü pazardan pay kapmaya dönük çabaları, bu alanda atılacak akılcı adımlarla desteklemeliyiz. Eğer bunu yaparsak, çabalarımızın sonuçlarının, hızla artan ekonomik değer olarak ülkemize geri dönüşünü gözlemleyebiliriz. Peki, ya yap(a)mazsak... Aradaki fark çok açılacak ve alt kümedeki yerimiz perçinlenecek. Neler olabileceğini gösteren ipuçları çoğalıyor.

Ülkemiz, kıtalar, uygarlıklar arası köprü konumunda olduğundan dolayı, bulunduğu yol ayrımında gideceği yön konusunda vereceği karar, yalnızca kendisini etkilemeyecektir kuşkusuz. Güneyimizde ve doğumuzda sıkı bir sansür, kuzeyimizde seçici filtreleme yapan ülkeler ile batıdaki sansürsüz ortamın ve uzaktaki karar vericilerin gözü üstümüzde sürekli, bu açıdan da.




(*) "Dünyada Yeni Trend: http://www.out, http://tww.in", Bilim Feneri, Eyüboğlu Eğitim Kurumları, Fen Bilimleri ve Kültürel Araştırma Dergisi, Sayı 5, Mayıs 2008, sayfa 25-26
1 Access Denied, The Practice and Polky of Global Internet Filtering, Ed'ıtedby Ronald J. Deibert, John G. Palfrey, Rafal Rohozinski and Jonathan Zittrain, February 2008 ISBN-10:0-262-54196-3 ISBN-13:978-0-262-54196-1
2 http://www.rsf.org/rubrique.php3?id_rubrique=53
3 http://www.osce.org/item/24112.html
4 http://opennet.net/research
5 http://www.ft.com/cms/s/2l1dbb5faa-d268-11db-a7c0-000b5df10621.html
6 Web censorship spreading globally By Richard Waters in San Francisco, Published: March 14 2007
7 http://www.voanews.com/turkish/news/a-17-2006-05-28-voa12-88022087.html
8 Erhan Acar, Hurriyet.com.tr Internet Operasyonları Müdürü, Hürriyet Teknoloji, 22.11.2007
9 http://www.tbd.org.tr/genelfbizden_detay.php?kod=3218ttipi=286ube=0 , 18.06.2007
10 Harward Üniversitesi Hukuk Fakültesi Profesörü John Palfrey, aynı zamanda üniversitedeki Berkman İnternet ve Toplumsal Çalışmalar bölümünün başkanı. Palfrey, İnternet hukuku, fikri mülkiyet ve yeni teknolojilerin kendi ülkesi ve dünyadaki diğer ülkelerdeki demokrasileri güçlendirme potansiyeli üzerinde çalışıyor. Palfrey, 2007-2008 akademik yılında, İsviçre'deki St Gailen Üniversitesi'nde, konuk profesör olarak Enformasyon Hukuku ve Politikaları konusunda ders veriyor.
11 http://bbgs.law.harvard.edu/palfrey/2008/02/07/turkey-at-the-edgel